Sunday, January 7, 2007

İlk yazı

Gecenin bir yarısı bilgisayarımda çalışıyorum. Birden bir pencere açıldı ve ağabeyim, 'pembecandaner.com adresine bir bak ' diye mesaj yolladı. Baktım 'blog'um hazır, beni bekliyor. Bana sadece yazmak kalıyor.

İnsanın, böyle bir ağabeye sahip olması çok güzel. Teknolojiyle iç içe oluşu, beni de ister istemez içine çekiyor. Her ne kadar direnç göstersem de, sonunda herşey önüme hazır geldiğinde, ben de sahipleniyorum.

Bu geceden sonra, bana söylemek istediklerinizi buraya da yazabilisiniz.

Teşekkürler Cemal, 'blog'uma bayıldım. Senin kardeşin olduğum için çok şanslıyım....

4 Comments:

Suna said...

Sevgili Pembe,
Sana ancak boyle bir blog yakisir.
Tebrikler Cemal, ellerine, gozlerine saglik.
Ust tarafi artik sana kalmis. bereketli bir site olacagina eminim.
Kalemine kuvvet...
Suna

January 8, 2007 8:10 AM  
DENIZ UNER said...

Sayın Pembe Candaner,
Yazılarınızı büyük keyifle takip ediyorum.22 yaşındayım, Yeditepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü 'nü bitirdim.Ailemin seramik ve tekstil sanayiinde hizmet veren şirketini devraldım , aynı zamanda değerli metallerden ve kaplamalarından üretilmiş mobilya ve aksesuarları üreten bir şirket kurdum.Yazılarınızda ince nükte ile bahsettiğiniz olayları,ele aldığınız konuları okurken hayata ve iş hayatına dair çok iyi ipuçlari verdiğinizi , olayları bizzat yaşarken farkediyorum.İnsan kaynakları alanında büyük başarılara imza atmış bir isimsiniz.Daima güleryüzlü,vizyoner ve işinize tutkuyla bağlı oluşunuz inanıyorum ki öncelikle türk kadınına sonrasında tüm iş hayatında aktif yer alan kişilere iş hayatının hırsıyla unuttuğumuz değerleri hatırlatıyor.Aslında en kolay ve en doğru çözümün insan ilişkilerini iyi ayarlamak olduğunu ; hem kendiyle hem de iş hayatındaki muhataplarıyla barışık olabilmenin, yaşamın yüklediği tüm komplekslerden arınabilmenin,
altın
öğüt olduğunu hatırlatıyorsunuz.Ben daha yolun başında sayılırım,her ne kadar çocukluğumdan bu yana iş hayatına aşina olsam da.Ama hiçbir okulun öğretemediği bir şey var; o da iş hayatında sinerji yaratmayı bilmek.Sanıyorum bu da hem pozitif olmakla, iş hayatında ayıp sayılsa bile ''Polyanna'' olmakla hem de otoritenin kompleksten ayrılmış kısmına hakim olmakla sağlanan bir şey.Bunun farkına varmamızı sağlayan vizyonunuzu uzun seneler hissedeceğimizi bilmek de ayrı bir keyif veriyor.Başarılarınızın devamını ve de yeni senenizin sağlıklı ve mutlu geçmesini diliyorum.
Saygılarımla
MELEK DENIZ üNER
MERCOPPER , AYFER SERAMIK
TURKEY

January 23, 2007 1:20 AM  
Gulnur said...

Sevgili Pembe Hanım,
Dün “Bir Prensin Kariyer Planı” başlıklı yazınızı okuduğumda geçen yıllarda okuduğum bir olay aklıma düştü. Ben de biraz arşivimi karıştırdım. Olay Japonya’da geçiyor. Japonya’da 1947 tarihli yasalarına göre kadınların tahta geçmesi yasaklanmış. Hatta bu yasayla hanedanın kadınları evlenince sarayı terk etmek zorunda kalıyorlar; hak ve imtiyazlarını yitirerek sıradan bir vatandaş oluyorlarmış. Japonya Prensesi Sayako’da geçtiğimiz yıllarda Tokyo Belediyesi çalışanlarından Yoshiki Kuroda ile evlenerek sıradan bir vatandaş oldu.
Bulduğum gazete küpüründe bakın ne yazıyor;
“Japon yasalarına göre evlenerek kraliyet ailesinden gelen ayrıcalıklarını kaybeden Sayako, saray dışı yaşama hazırlık için önce ehliyet kursuna gitti, süpermarketlerde alışveriş pratikleri yaptı, kataloglardan mobilya ve eşya seçti.
Sayako;
"İmparator bana şimdiye kadar kazandığım meziyetleri güçlendirmemi tavsiye etti. Gelecek hayatımla ilgili hâlâ bilmediğim birçok şey var, dolayısıyla bu tavsiyeye nasıl uyacağımı bilmiyorum" diye endişelerini dile getirdi. “
Sizin yazıyı okuduktan sonra arşivdeki bu satırları tekrar okudum. Prenses olarak yaşıyorsunuz. Araba kullanmamış, süpermarkete gitmemiş, alış veriş yapmamış, kişisel zevklerinizi ortaya çıkaracak hiçbir özgürlüğünüz olmamışken, günün birinde şaşalı sarayı bırakıp, belediyede çalışan birine gönlünüzü kaptırmış ki belki de daha çok özgür olacağınız, benliğinizi bulacağınız bir evlilik yapıyorsunuz.
Evlendiğinde 36 yaşındaydı Sayako. Evlilik üzerinden bir yılı aşkın bir süre geçti. Şimdi ben de Sayako’nun 36 yaşının öncesi kariyer planını, son bir yılda kariyer planına ve özgeçmişine kattıklarını, kısacası yaşadıklarını merak ediyorum.
Sevgiler
Gülnur Demirbilek

February 5, 2007 12:04 AM  
Ayca said...

Değerli pembecandaner.com ziyaretçileri,

Ben Pembe Candaner'i tanıma ve beraber çalışma şansıyla birlikte keyfine nail olmuş birisiyim. Profesyonelliği yüreğinin güzelliğiyle yürütebilen pek nadir insanlardan biri olduğunu da iddia ederim.Hani bazı insanlar vardır rastlaşırsınız hayatta ve bir elin parmaklarını geçmezler. İşte Pembe Candaner onlardan biridir. Yüreğiyle gönlünüzü titretir. Sohbetiyle size dünya turu yaptırır. Ne kadar şanslıyım ki, kendisiyle zamanı paylaştım. İnanın çok şey de öğrendim.

Sevgili Pembe Hanım, kompliman asla değil bunlar. Hatta fazlası yok, eksiği var. Ne diyeyim?

İnsan sizin gibi şahısları öyle kelimelerle anlatamıyor ki...

Kısacası, özleniyorsunuz:-)

Sevgi ve saygılarımla,

Ayça Güçlüten

<< Home